2 Temmuz 2012 Pazartesi

Çocukta paylaşma


Beş yaşındaki Mert üç yaşındaki kardeşi Sinan ile trencilik oynuyor. Birden, Sinan abisinin elindeki vagonu istiyor; önce çekiştirmeye başlıyor, sonra daha hızlı çekiştiriyor, abisi vermeme konusunda direndikçe de bağırmaya başlıyor. Ne olduğunu anlamaya çalışan anneleri koşarak odaya giriyor ve hemen Mert'e küçük kardeşine istediği vagonu vermesini söylüyor. Kardeşini üzme yavrum, sen büyüksün, o daha küçük, anlamaz. Sen başka bir şeyle oyna,diyor.

Ayşe hanım, işinde kıdemli bir insan. Masası da oldukça düzenli ve yıllar içinde edindiği değişik objelerle dekore edilmiş. İşe yani başlayan Hale hanım, masanın üzerinde duran bir bibloyu çok beğeniyor ve almak istiyor. Ayşe hanım vermek istemediğinde patronları devreye giriyor ve Ayşe hanım'a Hale hanım'ı üzmemesini, onun henüz yeni olduğunu söylüyor.

Ahmet bey, akşam gazeteye dalmış, bir haberden öbürüne geçiyor. O sırada eşi geliyor, gazeteyi elinden alıyor ve artık kendisinin okuma zamanının başladığını ona bilidiriyor.

Oyuncağını kendi rızası dışında paylaşmak durumunda kalan bir çocuğun neler hissedebileceğini tahmin etmek zor değil. Çocuklarda paylaşma duygusu nasıl oluşur? Anne-baba özel uğraşlarla bu duyguyyu yaratabilirler mi?

2 yaş çocuğu ve paylaşma

Bebeklikten çocukluğa geçen bir çocuk için duygusal gelişim anlamında aşılması gereken bir çok konu vardır.

Bu konuların en başında, kendisinin ayrı bir birey olduğunu kavramak gelir. Artık bebeklik dönemindeki gibi, her konuda anneye bağımlı değildir. Kendi başına yürüyebilmekte, koşabilmekte, konuşabilmekte, hatta tuvaletini kontrol edebilmektedir. Bu beceriler, çocuğun ayrı bir birey olma duygusunu güçlendirir. Ayrışmış bir bireyin kendine ait eşyaları da vardır.

Bu nedenle 2 yaş civarındaki çocuklarda ben, benim,bana sözcükleri çok sıklıkla duyulur. Çocuk bunları tam olarak dile getiremese de, bu şekilde davranır. Böyle davranması da son derece sağlıklıdır.

Çünkü çocuğun eşyalarını paylaşmayı öğrenmeden önce onlara sahip olmayı öğrenmesi gerekir. Sahip olma duygusu gelişmeden paylaşma duygusu gelişmez.

İki yaş civarındaki çocuklar, tümüyle benmerkezci düşünürler. Onlara göre dünya onları çevresinde dönüyordur. Bu yaştaki çocuklar için sadece kendi istek ve ihtiyaçları önemlidir. Kendi isteklerini bilirler, ancak karşılarındaki kişinin de ihtiyaçları olabileceğini düşünecek zihinsel olgunlukta değillerdir. Bu nedenle de kendisi bir oyuncağı istediğinde, bu onlar için dünyanın en anlaşılabilir şeyidir, ancak yaşıtlarının istekleri çok anlaşılmazdır.

Paylaşma empati yeteneği ile çok bağlantılıdır. Bir çocuk için arkadaşının isteklerini yerine getirmekten memnun olma duygusu, onun isteklerini kavrayabilme ancak 5-6 yaşından sonra oluşur.

Çocuklar 4 yaşından itibaren seçici olarak paylaşmaya başlarlar; kendilerine sakladıkları oyuncaklar da vardır, çok güvendikleri arkadaşlarına verecekleri oyuncaklar da.

Anne-babalar çocuğu paylaşma konusunda bilmeleri gerekenler:

Çoğu anne-baba çocuklarını kardeşleri ya da arkadaşlarıyla eşyalarını paylaşmaları konusunda zorlarlar. Oysa, çocuklar kendilerine ait nesneleri ancak 4-6 yaş arasında paylaşabilirler. Bu yaşlardan önce çocuklardan bu olgunluğu beklemek gerçekçi olmaz.

Çocukların bir şeyin sahini oldukları hissini yaşamaları çok önemlidir. Çocuklar önce bu sahiplenme hissini, daha sonra paylaşma hissini yaşamalıdır. Küçük yaşlarda, çocuk eşyasını verdiğinde geri alabileceğini bilemez ve eşyasının tümüyle gittiğini düşünür.

Ayrıca sahip olma duygusu çocuğun benlik değerini de arttıran bir duygudur. Eşyalarını vermeye zorlanan çocuk, kendi istek ve ihtiyaçlarının önemsiz olduğunu düşünmeye başlar ve kendine verdiği değer giderek azalır.

Zorla paylaşmaya itilen çocuk, paylaşmayı öğrenmez. Bu konuda sürekli öğüt dinlemek zorun da kalan çocuk da paylaşmayı öğrenmez. Çocuğun bu konuda kendi sürecini yaşaması önemlidir.

Çocuğun işi oyundur. Kendini oyuna kaptırmış bir çocuğun sürekli bölünmesi onda öfke duyguları yaratır.

İşi sürekli bölünen çocuk, hiçi bir işe uzun süre dikkatini vermeyi öğrenemez. Yaşından önce, eşyalarını başkalarına vermeye zorlanan çocuklar da dikkat süresi de kısalmaya başlar, dikkat sorunları yaşanabilir, çünkü çocuk her an yaptığı işin bölünmesini beklemeye başlar.

Anne-babalar çocukalrında paylaşma duygusunu geliştirebilmek için neler yapabilirler?

Çocukları 5-6 yaşından önce kesinlikle paylaşma konusunda zorlamamak gerekir.

Çocuklarınıza paylaşma konusunda öncelikle kendiniz model olmalısınız. Sahip olduğu şeyleri başkalarıyla paylaşma konusunda isteksiz bir yetişkin çocuğa doğru şeyin bu olduğu mesajını verir. Örneğin, çocukla zamanını paylaşmak istemeyen, eşinin dertlerini paylaşmak istemeyen, gazetesini isteyen komşusuna 'yok' diyen bir kişinin çocuğu da olsa olsa bu şekilde davranmayı öğrenir.

Çocuğunuzla oyunlar oynayın. Bu oyunların içinde mutlaka paylaşma temalarını da ekleyin. Örneğin, oyundaki tüm bebeklere yiyecek dağıtmak, bebeklerin ellerindeki çikolatayı bölüşüp yemeleri, oyuncakları dönüşümlü oynamaları gibi.

Küçük çocuğunuzla al-ver oyunları oynayın. Çocuğunuzun elindeki oyuncağı isteyin, o oyuncakla birkaç saniye ilgilenip tekrar geri verin. Bu şekilde, çocuk verdiği bir şeyin ona geri geleceğini kavramaya başlar.

Bir paylaşım kutusu oluşturun. Bu kutunun içinde çocuğunuzun arkadaşıyla ya da kardeşiyle paylaşacağı oyuncaklar olsun. Bunlar birkaç oyuncak, boya kalemi, kağıt, top türünde oyuncaklar olabilir. Aynı zamanda çocuğunuzun, arkadaşlarıyla, kardeşleriyle hiçbir şekilde paylaşmak istemediğş oyuncaklar olmasına da izin verin; çocuğun mutlaka kendine ait bir özeli olsun.

Süre paylaşımı kuralı koyun. Paylaşma konusunun çok gerekli olduğu durumlarda, çocuklara süre paylaşımı kuralı koyun. Bir çalar saatle, birinin oyuncakla oynama süresinin bittiğini, oyuncağın diğerine geçeceğini belirtin. Çocuğun bu kuralı kavraması için en az 3-4 yaşında olması gerekir.

Çocuğunuzun gelişim düzeyine, haklarına ve isteklerine saygı gösterdiğinizde, onlar da başkalarının haklarına ve isteklerine saygı göstermeyi öğreneceklerdir.


Şeniz Pamuk

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

yorumlarınız benim için çok değerli.